2020 yapımı Nasipse Adayız filmi, sinema ve siyaset ilişkisi bağlamında siyasetçi etiği perspektifinden ele alınarak, Türkiye’deki siyasal, sınıfsal ve toplumsal farklılıklara rağmen politikacıların karakter ve davranış biçimlerinin nasıl değişmediğini gözler önüne sermektedir. Filmde, İstanbul-Beyoğlu belediye başkanlığına aday olmak isteyen Dr. Kemal, adaylığını garantilemek adına her türlü yolu meşru görmektedir. Tipik bir "Türk tipi" politikacı olarak betimlenen Dr. Kemal, Almanya'da İkinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıkan "mitläufer" kavramı çerçevesinde incelenmiştir. "Mitläufer," çıkarlarını ön planda tutarak etik ve siyasi doğrularını unutan, yükselmek uğruna her türlü davranışı sergileyen ve hatta faşist olmasa bile faşist görevliler gibi hareket eden memur, asker ve sivil kişileri tanımlamak için kullanılan bir kavramdır. Filmde, başta ilkeleri olan bir sosyal demokrat politikacı olarak tanıtılan Dr. Kemal, başarılı olmanın yolunun egemen kültürel, siyasi ve toplumsal normlara uymaktan geçtiğini fark etmiş ve zamanla bir "mitläufer" karakterine evrilmiştir. Filmin sunduğu anlatıya göre, siyasi partiler ve ilkeler bu süreçte yerini kişisel çıkarlara dayalı dernekler, cemaatler, hemşeri grupları, mahalle sakinleri, akrabalık ilişkileri veya ticari çevrelere bırakmıştır. Dr. Kemal’in adaylığını açıklamaya çalıştığı bir gün ve gece boyunca yaşanan olaylar üzerinden temsil edilen bu süreç, ekonomik, siyasi, kültürel ve toplumsal dinamiklerin "mitläufer" karakterini nasıl ortaya çıkardığını tartışmaktadır. Nasipse Adayız filmi, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan içerik analizi tekniği kullanılarak derinlemesine incelenmiş ve elde edilen bulgular Temsil Teorisi çerçevesinde tematik bir yapıda değerlendirilmiştir.
The 2020 film Nasipse Adayız examines the relationship between cinema and politics from the perspective of political ethics, revealing how politicians' character and behavioral patterns remain unchanged despite political, social, and class differences in Turkey. The film follows Dr. Kemal, who aspires to become the mayor of Istanbul’s Beyoğlu district and perceives all means as legitimate in securing his candidacy. Depicted as a typical "Turkish-style" politician, Dr. Kemal is analyzed within the framework of the concept of "Mitläufer," which emerged in Germany during World War II. "Mitläufer" refers to individuals—bureaucrats, soldiers, and civilians—who, while not necessarily fascists themselves, conform to and act in alignment with fascist officials, prioritizing their personal interests over ethical and political principles. Initially portrayed as a social democratic politician with strong principles, Dr. Kemal gradually transforms into a "Mitläufer" as he realizes that political success depends on conforming to dominant cultural, political, and social norms. The film suggests that political parties and ideological principles have been supplanted by personal interest-driven associations, religious communities, regional affiliations, neighborhood groups, kinship networks, and commercial circles. The film illustrates this transformation through a single day and night in which Dr. Kemal struggles to officially declare his candidacy. Through a thematic approach grounded in Representation Theory, the study employs qualitative content analysis to explore how economic, political, cultural, and social dynamics contribute to the emergence of the "Mitläufer" character.