1. Ana Sayfa
  2. Makaleler
  3. 2026 / Sayı 70
2026 — Sayı 70

Avangard, Klasiğin Yıkımı ve Estetik Özerklik

Belgüzar Aşkaroğlu ID Giresun Milli Eğitim Müdürlüğü
DOI: 10.17498/kdeniz.1899298
Export: RIS BibTeX EndNote
TR pp. 16–26
Received 28.02.2026 Accepted 01.06.2026 📅 Published 26.06.2026 Okuyucu 99
Kuruluş
2009
Periyot
Yılda 4 kez
Mar · Haz · Eyl · Ara
ISSN (Basılı)
1308-6200
E-ISSN (Elektronik)
3062-4126
Yayıncı
Kültür Ajans
https://www.kulturajans.com
Baş Editör
Dr. Semih BABATÜRK
Kyrgyz-Turk Manas University, Kyrgyzstan
ID 0000-0002-6778-4204

Özet

Bu çalışma, modern avangard sanat hareketlerinin burjuva toplumundaki yerleşik sanat kurumuna karşı geliştirdikleri köklü eleştiriyi ve sanatın toplumsal işlevine yönelik dönüşüm taleplerini kapsamlı bir biçimde incelemek ve tartışmak amacıyla yazılmıştır. Modernizmin mimesis (yansıtma) anlayışından kopuşuyla başlayan süreçte sanatın kendi iç ilkelerine yönelmesi, beraberinde estetik özerklik tartışmalarını getirmiştir. Ancak avangard hareketler, sanatın kendi araçlarını sorgulayan seçkinci bir alan olarak kalmasına itiraz ederek, sanatı toplumsal yaşamın etkin ve dönüştürücü bir parçası haline getirmeyi amaçlamışlardır. Bu bağlamda Fütürizm, Dadaizm, Konstrüktivizm ve Bauhaus gibi akımlar, sanatın hayat deneyiminden kopukluğunu besleyen seçkinci tutuma karşı cephe almış, sanatın müze ve galerilerin sınırlarından çıkarılarak gündelik hayatın yeniden inşasında bir "öncü" (avangard) rolü üstlenmesi gerektiğini savunmuşlardır. Çalışmada, avangardın bu devrimci niteliği Peter Bürger’in “Avangard Kuramı” ve Theodor W. Adorno’nun “estetik özerklik” üzerine geliştirdiği diyalektik düşünceler ekseninde ele alınmaktadır. Bürger’in sanatın "hayat pratiğiyle bütünleşmesi" düşüncesi ile Adorno’nun sanatın toplumsal gerçeklikten kopuşu aracılığıyla sunduğu eleştirel mesafe arasındaki ilişki, çalışmanın kuramsal omurgasını oluşturmaktadır. Makale, avangardın sanatı bir "meta" olmaktan çıkarıp bir "düşünme ve eylem biçimi"ne dönüştürme çabasını, özellikle savaş, yabancılaşma ve teknolojik devrimlerin yarattığı tarihsel travmalar üzerinden değerlendirmeyi amaçlamıştır. Kuramsal olarak avangard sanatı ve sunduğu yeni(likçi) bakış açılarını tartıştığımız bu makale, avangard sanatın nihai hedefinin sanatın ontolojik statüsünün değiştirilmesi olduğunu ortaya koymaktadır. Avangard sanatçılar ve düşünürler, sanatın özerk yapısını bozarak onu hayatın estetik ilkelerle yeniden üretildiği bir araç haline getirmeyi amaçlamışlardır. Bu yönüyle modern avangard, daha öncül akımlar gibi biçimsel bir yenilik getirmek yerine sanat ile siyaseti ve sanat ile yaşamı eşzamanlı bir bilinçle birleştiren bütünsel bir kültür felsefesi olarak tanımlanabilir.
EN Özet
This study provides a comprehensive examination of the radical criticism developed by modern avant-garde movements against the established institution of art in bourgeois society and their demands for the transformation of art's social functions. The process that began with modernism’s break from the concept of mimesis led art to focus on its own internal principles, bringing the debates on aesthetic autonomy to the forefront. However, the avant-garde movements objected to art remaining an elitist sphere that only questioned its own media. Instead, they sought to make art an active and transformative part of social life. In this context, movements such as Futurism, Dadaism, Constructivism, and Bauhaus took a stand against the aestheticist attitude that fostered art's isolation from life, advocating that art should move beyond the boundaries of museums and galleries to assume an "avant-garde" role in the reconstruction of everyday existence. Within the scope of the research, this revolutionary character of the avant-garde is analyzed through the lens of Peter Bürger’s Theory of the Avant-Garde and Theodor W. Adorno’s dialectical reflections on aesthetic autonomy. The relationship between Bürger’s ideal of "reintegrating art into life praxis" and Adorno’s critical distance provided by art’s detachment from social reality forms the theoretical backbone of the study. The paper evaluates the avant-garde's attempt to transform art from a "commodity" into a "mode of thought and action," specifically through the historical traumas created by war, alienation, and technological revolutions. The study reveals that the ultimate goal of avant-garde art was to create a change in its ontological status. The avant-gard artists and supporters aimed to dissolve the autonomous structure of art and reposition it as a tool through which life is aesthetically reconstituted. In this sense, the modern avant-garde can be defined not merely as a formal innovation but as a holistic cultural philosophy that simultaneously unites art with politics and art with life within a synchronized consciousness.

Anahtar Kelimeler

TR
Modern Sanat Avangard Estetizm Burjuva Toplumu Estetik Özerklik
EN
Modern Art Avant-garde Aestheticism Bourgeois Society Aesthetic Autonomy
RU
Модернизм эстетизм Авангард Буржуазное общество Эстетическая автономия

Atıf Yapma Şekli

APA
Aşkaroğlu, B. (2026). Avangard, Klasiğin Yıkımı ve Estetik Özerklik. Karadeniz Uluslararası Bilimsel Dergi, 2026(70), 16–26. https://doi.org/10.17498/kdeniz.1899298
MLA
Aşkaroğlu, Belgüzar. "Avangard, Klasiğin Yıkımı ve Estetik Özerklik." Karadeniz Uluslararası Bilimsel Dergi, vol. 2026, no. 70, 2026, pp. 16–26.
Chicago
Aşkaroğlu, Belgüzar. "Avangard, Klasiğin Yıkımı ve Estetik Özerklik." Karadeniz Uluslararası Bilimsel Dergi 2026, no. 70 (2026): 16–26.
DOI: 10.17498/kdeniz.1899298