Khazar University
The Shanghai Cooperation Organisation (SCO) presents itself as the principal security governance framework for Central Asia, mandated to address terrorism, separatism, extremism, and drug trafficking — collectively the "three evils" plus narcotics. Yet systematic, domain-by-domain assessments of its actual contribution remain scarce in the academic literature, with most studies either accepting self-reported institutional claims or dismissing the organisation as a "talking shop." This article applies a structured qualitative framework, drawing on primary SCO legal instruments, RATS operational reporting, and external UNODC evidence, to assess the organisation's security governance performance across four domains between 2001 and 2024. The findings demonstrate that SCO's contribution is strongest in counterterrorism, where the Regional Anti-Terrorist Structure (RATS) has generated routinised intelligence sharing and verifiable organisational outputs, though outcome attribution is constrained by reliance on self-reported data. Conversely, in the drug trafficking domain, outcome dynamics are overwhelmingly driven by Afghanistan's opium production cycles and trafficking market economics, limiting plausible attribution to SCO mechanisms. In the extremism and separatism domains, SCO outputs are primarily normative — institutionalising non-interference norms and territorial integrity commitments — rather than operational, and these outputs serve member states' regime-security interests as much as they address genuine population-level threats. The article contributes a replicable evidence-grading protocol applicable to assessments of regional organisations' security claims, and advances the theoretical debate between institutional effectiveness literature and authoritarian regionalism frameworks.
Kafkas üniversitesi
Âşıklar, geçmişten günümüze yaşadıkları zaman ve coğrafyada eğitici, öğretici ve yol göstericilik misyonunu üstlenmiş toplumun ileri gelenleridir. Okuma-yazma oranın düşük olduğu Anadolu coğrafyasında âşıklar, ümmî olsun ya da olmasın halkın duygu ve düşünce dünyasını etkileyerek onları, doğruya yönlendiren ve halkın saygısını kazanan kişilerdir. 19. yüzyıl Âşıklık geleneği temsilcilerinden bir olan Çıldırlı Âşık Şenlik, hem yaşadığı bölgede hem de geleneğin yaşatıldığı diğer bölgelerde kendi ekolüyle anılan önemli bir halk şairidir. Şenlik kolu olarak geçen bu ekol çerçevesinde birçok âşık yetiştirerek âşıklar çevresinde ve toplum üzerinde önemli bir yere sahiptir. Âşık Şenlik, farklı türde meydana getirdiği şiirlerinde aşk, hasret, acı, hüzün gibi insanın duygu ve düşüncelerinin yanında tabiat, din, kahramanlık, yiğitlik, nasihat, mizah, yergi gibi toplumsal konularda da şiirler yaratmıştır. Çalışma, âşığın şiirlerinde çokça işlediği nasihat temalı şiirlerinin incelenmesi üzerinedir. Âşık Şenlik’in çalışmaya konu edilen nasihat temalı şiirleri kişisel, toplumsal, dini ve yergi biçiminde sınıflandırılarak yorumlanmış ve incelenmiştir. Nasihat temalı şiirlerinde, kişisel, toplumsal ve dini yönden ahlaki kurallar çerçevesinde iyi ve doğru bir yaşam sürmenin insan için önemli olduğu vurgulanmaktadır. Böylece Âşık Şenlik, yaşadığı Çıldır ilçesi ve çevresinde şiirleriyle toplumu yönlendiren onları iyi bir insan olma gayesiyle eğiten bir âşık olarak önemli tarihî kişilik olarak halka mâl olmuştur.
20. yüzyıl klasik Türk edebiyatı temsilcilerinden Osman Hulusi Ateş’in (1914-1990) Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevî adlı eseri, zengin içerik ve biçim özelliklerinin yanı sıra dil hususiyetleri açısından da incelenmeye değer son derece önemli veriler sunmaktadır. İlk ilmî baskısı 1986 yılında yapılan eserde, Eski Anadolu Türkçesi’nin yazım geleneklerinin ve eskicil ögelerinin sürdürüldüğü fark edilmektedir.
Bu çalışmada, Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük, Tarama Sözlüğü ve Derleme Sözlüğü esas alınarak yapılan taramalar neticesinde Divan’da günümüz yazı dilinde kullanımdan düşmüş veya biçim/anlam değişikliğine uğramış 49 eskicil söz varlığı ögesi ile 7 eskicil ek tespit edilmiştir. Şairin bu ekleri tercih etmesi, aruz veznindeki aksaklıkları giderme imkânı sağlamış ve onun aruz kaidelerine olan hâkimiyetini ile vezin kullanmadaki ustalığını açıkça ortaya koymuştur.
Zeynep Korkmaz’ın teorik görüşleri ve tasnif usulü temel alınarak yapılan sınıflandırmada söz varlığındaki ögeler; zamirler ve zamir çekimleri (15 öge başlığında 17 çekimsel biçim), isimler ve sıfatlar (7 öge), zarflar, edatlar ve edat grubu yapıları (9 öge) ile fiiller ve birleşik yapılar (18 öge) olmak üzere dört ana başlık altında incelenmiştir. Hulûsi Efendi’nin halk ağzından beslenen unsurlarla bu tarihsel ekleri ve gramatikal yapıları bir arada harmanlaması, Divan’ın dilsel katmanlılığını ve Türkçenin tarihî süreçleriyle kurduğu güçlü bağı göstermektedir.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
This study examines the unemployment experiences of university graduates who are classified within the NEET group, defined as young people who are neither in education, employment, nor training. The aim of the study is to understand how young university graduates perceive unemployment, what expectations they developed after graduation, and which barriers they encountered during their transition from higher education to employment. The research was conducted among graduates of the Faculty of Economics and Administrative Sciences at Kastamonu University. A qualitative research design was adopted, and participants were reached through the snowball sampling method. Data were collected using a semi-structured interview form. The interview data were analysed through content analysis and frequency analysis using the MAXQDA qualitative data analysis program. The findings were grouped under four main themes: barriers to accessing the targeted job, perception of unemployment, post-graduation expectations, and expectations regarding entry into employment. The results indicate that unemployment among university graduates in the NEET group should not be considered merely an individual labour-market problem, but also as a multidimensional social policy issue involving economic dependency, loss of human capital, social isolation, and psychological pressure.
NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ
Цель данной статьи заключается в сравнительном исследовании мотива дракона в славянской и тюркской фольклорных традициях с выявлением его функциональных, семантических и архетипических особенностей. В качестве материала работы рассматриваются апокрифическое сказание «Чудо Георгия о змие», перешедшее из византийской культуры в древнерусскую литературу, и сказание «Убийство семиглавого дракона Салуром Казаном», входящее в состав недавно обнаруженной рукописи «Китаб-и дедем Коркут». Данное тюркское сказание представляет собой совершенно новое повествование, которое не встречается в так называемых Дрезденском и Ватиканском списках. В статье используется комплексный метод, сочетающий систему из «Указателя мотивов народной литературы» американского фольклориста Стита Томпсона и архетипический анализ Карла Густава Юнга, швейцарского психиатра и основателя аналитической психологии. В результате применения этого подхода становится очевидным, что в русской традиции борьба с драконом символизирует столкновение с язычеством, тогда как в тюркской культуре эта борьба уступает место идее преодоления «теневой сущности», собственных слабостей в подсознании человека. Проведенный анализ также демонстрирует, что в обоих памятниках мотив боя героя с драконом организован вокруг сходных сюжетных линий, несмотря на различия в религиозном и культурном контексте произведений. Полученные результаты свидетельствуют о наличии общих мотивных моделей, сформировавшихся под влиянием длительных исторических контактов и процессов культурного взаимодействия между славянскими и тюркскими народами.
Опубликовано 17 Sep 2015
pp. 11-33
Опубликовано 30 Jun 2018
pp. 45-60
Опубликовано 27 Jun 2023
pp. 73-99
Опубликовано 22 Mar 2018
pp. 90-98